takip

TAKİP

BİR ŞEYLER PAYLAŞ
  • toplam: 165,848 kayıt
baran34, Baba (1972) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

Nihayet 5 parçaya bölerek bitirdim. Hafta sonu 3 saatli bu filmi tek seferde ikinci defa izledim. Böylesi daha iyiymiş. Efsane Marlon Brando ve veliahtı Al Pacino'nun başrollerde olduğu serinin bu ilk filmi tam bir kült. F.F. Coppola unutulmaz bir film armağan etmiş sonra ki kuşaklara. Neredeyse yarım asır önce çekilmiş ama hala ilgi odağı olabiliyor. Filmin kadrosu, replikleri ve müziği harika. Özellikle "ona reddedemeyeceği bir teklif sunacağım" repliği her aklıma geldikçe gülümsüyorum. Mutlaka izleyin.

baran34, Esaretin Bedeli (1994) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Macar göçmen Frank Darabont'un Amerikan rüyası olan bu film, Stephen King'in Rita Hayworth'lü novellasından esinlenerek senaryolaştırılmış. İmdb sitesinde 9.3 puanla birinci sırayı kimseye kaptırmayan yapımın gişe gelirleri maliyeti bile karşılayamazken eleştirmenler ve sonradan jetonu düşenler tarafından yere göğe sığdıralamayınca yaklaşık 80 milyon dolarlık vcd, dvd satışı gerçekleştirerek yapımcısının yüreğine bir nebze su serpti. Başrol Tom Hanks, Brad Pitt gibi ünlü yıldızlara teklif edildiğinde projelerinden dolayı filme hayır demeleri Tim Robbins'e yaradı. Morgan Freeman ile iyi bir ikili oluşturdular. Yönetmen filmini adadığı arkadaşı Allen Green'in AIDS'ten ölmesi bu başrol arkadaşlığı ile paralellik kurmuş. Konusuna gelince; Andy Duphnes bankacıdır. Karısının kendisini aldatmasını hazmedemez. Karısını ve sevgilisini öldürmek için pusu kurar. Olay sırasında alkollü oluşu ve tabancasının bulunamayaşı kendisini zor durumda bırakır. Hiçbir şey hatırlamaz ve Shawshank hapishanesinin yolunu tutar. Aynı yıl Forest Gump ile vizyona girmesi film için talihsizlik olmuştur ve Oscar'ları Tom Hanks'a kaptırmıştır. İzleyenleri etkisinde bıraktığı için çok fazla abartılan film kusursuz değil. Tüm zamanların en iyi filmi göreceli bir kavramdır. Film kendini izlettiriyor. Bir ara Zindan Adası filmini anımsattı bana. İyi seyirler.

baran34, Yurttaş Kane (1941) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

Amerika'nın dahi çocuğu Orson Welles henüz 25 yaşında yönetmenliğini, senaristliğini, oyunculuğunu ve yapımcılığını üstlendiği ilk uzun metrajlı filminde zamanın teknolojisi ile harika bir iş çıkarmış. Popüler kültürle beslenmiş milenyum çağı insanımızın algılayamayacağı türden bir yapım olduğu için herkesimin beğenisini cezbedemeyeceği aşikar olan bu filmi klasik film severlere ve Radyo-Televizyon bölümü okuyanlara tavsiye ederim. Filme gelirsek kısaca konusu; C.F. Kane(Orson Welles) küçük yaşta ailesinin(özellikle annesinin) daha iyi bir yaşam sürmesi için taşradan şehire gönderilir. Bu gönderilme annesinin değersiz bir arazisinden altın çıkması ve bir bankanın çocuğu himaye etmesi ile olur. Hayatından annesinden başka kimsesi olmayan küçük Kane uşaklar ve yardımcıları ile yaşar. 25 yaşına geldiğinde banka ile olan sözleşme gereği tüm şirketleri devralır. Ama Kane ilginç bir şekilde sadece bir gazete şirketini alır. Film zamanın medya tröstü Hearst adında bir işadamını konu aldığından çeşitli engellemeler ile karşı karşıya kalır. Hatta Hearst filmin yapımcısı RKO firmasına tüm prodüksiyon giderlerini karşılama sözü ile filmin gösterime girmemesini dahi teklif eder. Doğruyu söyleyenin 9 köyden kovulması misali Orson Welles tehlikeli görülüp Hollywood tarafından neredeyse aforoz edilir. Orson Welles Avrupa'ya gidip film kariyerine orada devam eder. Film hemen hemen Mercury amatör tiyatro grubu tarafından oynanmıştır. O devrin ilkleri bu filmde toplanmıştır. Makyaj ve sinema teknikleri gibi. Film ana kritik öğesi "Rosebud" dır. Film Kane yatak döşeğinde ölürken son sözü olan bu kelime ile başlar. Filmin sonuna kadar bu kelimenin ne anlama geldiği sorgulanır. İzleyince anlayacaksınız. İyi seyirler.

keanureeves, Uzay Yolcuları (2016) filmine bir şeyler yazdı
keanureeves
keanureeves

Aşk ve romantizm de içeren oldukça güzel ve kalite bir uzay filmi.

9/10

keanureeves, filmlerim.com kullanıcısının açtığı film veritabanında bulamadığınız filmler başlıklı foruma bir şeyler yazdı
keanureeves
keanureeves

Uzay Yolcuları (Passengers) (2016)

keanureeves, filmlerim.com kullanıcısının açtığı film veritabanında bulamadığınız filmler başlıklı foruma bir şeyler yazdı
keanureeves
keanureeves

Resident Evil 6

keanureeves, Ahmet Uluçay kişisine bir şeyler yazdı
keanureeves
keanureeves

Anasayfada Galeriler bölümünde görünce anmadan geçmek istemedim.
Türk sinemasında izlediğim en içten film olan 'Karpuz Kabuğundan Gemiler Yapmak' filmini bizlere armağan ettiği için bir sinemasever olarak minnettarım kendisine. Toprağı bol, mekanı Cennet olsun.

baran34, Mamma Mia! (2008) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Efsan topluluk ABBA'nın Mamma Mia adında ki müzikalinin film versiyonu. Başrollerinde Meryl Streep, Pierce Brosnan ve Amanda Seyfried var. Film aşamasında Pierce Brosnan imza attıktan sonra bile filmin konusunu bilmemesi çok garip. Sadece Meryl Streep'in kadroda oluşu onu cezbetmiş. Meryl Streep'in bu kadar güzel şarkı söyleyebildiğini tahmin etmemiştim. Filmin konusu; Sophie(Amanda Seyfried) Sky adında bir gençle Yunan adasında evlenmek üzeredir. Donna(Meryl Streep) kızının düğünü için hazırlık yaparken, kızının kendisine bir sürpriz yaptığından habersizdir. Sophie; Sam, Harry ve Bill'i bu küçük adacığa çağırmıştır.
Filmde ABBA'nın kurucularından Benny ve Björn cameo olarak görünmekte. Benny bir şarkıda piyano çalar. Björn ise filmin sonlarına doğru mitolojik bir tanrı'yı canlandırmakta.
Fillm hasılat olarak 2008 yılının en iyi 13. filmidir. 650 milyon dolar bir müzikal film için gayet başarılı.
ABBA hayranı ya da müzikal filmlerle aranız yoksa film size absürd gelebilir. Fakat benim gibi ABBA şarkılarını seven biri iseniz bu film size göre. Filmin en kötü yanı Pierce Brosnan'ın bizdeki rahmetli Kemal Sunal tarzı şarkı söylemesi diyebiliriz. Genel anlamda 10 üzerinden 7.

vg83, filmlerim.com kullanıcısının açtığı film veritabanında bulamadığınız filmler başlıklı foruma bir şeyler yazdı
vg83
vg83

The Whole Truth 2016

http://www.imdb.com/title/tt3503406/?ref_=fn_al_tt_1

vg83, filmlerim.com kullanıcısının açtığı film veritabanında bulamadığınız filmler başlıklı foruma bir şeyler yazdı
vg83
vg83

The Fundamentals of Caring 2016

http://www.imdb.com/title/tt2452386/?ref_=fn_al_tt_1

vg83, filmlerim.com kullanıcısının açtığı film veritabanında bulamadığınız filmler başlıklı foruma bir şeyler yazdı
vg83
vg83

Lights Out 2016

http://www.imdb.com/title/tt4786282/?ref_=fn_al_tt_1

Sen hep gül, werto kullanıcısının açtığı aylardır bu filmi arıyorum ... başlıklı foruma bir şeyler yazdı
Sen hep gül
Sen hep gül

Meryem UZERLİ, Ozan GÜVEN ve Okan YALABIK'ın oynadığı Annemin Yarası filmini sinemada kaçırmıştım, sonra internette de bulamadım. Hâlâ yüklenmedi mi acaba?

baran34, Abba (1977) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Abba grubunun Avustralya turnesi sırasında çekilmiş görüntülerini menajerleri Stig Andersson PR için film haline getirmiş. Abba'nın birbirinden güzel şarkılarını (örn. Mamma Mia, Waterloo, So Long ve Danceen Quinn) şehrin Melbourn, Perth, Sydney ve Adelaide gibi yerlerinde verdiği konserlerini izliyoruz. Bir radyocu(oyunculuğu ve tipi çok antipatik) bunları takip edip röportaj yapma peşindedir. Film olarak izlerseniz hayal kırıklığı kaçınılmaz olan bir yapım. Fakat ABBA hayranları için koleksiyon niteliğinde.

baran34, Abba (1977) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Abba grubunun Avustralya turnesi sırasında çekilmiş görüntülerini menajerleri Stig Andersson PR için film haline getirmiş. Abba'nın birbirinden güzel şarkılarını (örn. Mamma Mia, Waterloo, So Long ve Danceen Quinn) şehrin Melbourn, Perth, Sydney ve Adelaide gibi yerlerinde verdiği konserlerini izliyoruz. Bir radyocu(oyunculuğu ve tipi çok antipatik) bunları takip edip röportaj yapma peşindedir. Film olarak izlerseniz hayal kırıklığı kaçınılmaz olan bir yapım. Fakat ABBA hayranları için koleksiyon niteliğinde.

arrive, Ölmeyen insanlar (1956) filmine bir şeyler yazdı
arrive
arrive

merak ettim bu site ne işe yarıyor? ne sitesidir bu? boşuna yere üye oldum

arrive, Ölmeyen insanlar (1956) filmine bir şeyler yazdı
arrive
arrive

tşk ederim emeğinize sağlık

baran34, Sevmek Gibi (2012) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Rahmetli Abbas Kiarostami'nin son eseri. Yurt dışında çektiği ikinci filmi. İlkini İtalya'da çekmiş. Filmin başrol oyuncusu Juliette Binoche Cannes Altın Palmiye ödülünü kazanmıştı. Bu sefer Japonya'dayız. Akiko adında genç bir kız okul iaşesini sağlama adına! ek iş yapmaktadır. Bu roldeki Rin Takanashi güzel ve zarif bir bayan filmde sırıtmıyor. Bir seferinde yaşlı bir profesörün evine gönderilir. Takashi Watanabe adındaki adam mülayim ve beyefendi biridir. Akiko'ya aşık bir gençte işin içine girince ortalık karışır. Yönetmen oyunun gidişatında ve finalinde yine ucu açık çalışma tarzı ile ihaleyi izleyiciye bırakır ve bu dünyadan sessizce gider. Film durağan temposu ve anlaşılmaz Japonca lisanı ile vasatın altında bir görüntü arzetsede Kiarostami'nin akıl oyunları ve çekim tekniği ve seyirciyi işin içine katması en azından izlenilir bir hal almasına vesile oluyor.

baran34, Aslı Gibidir (2010) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

Birleşmiş milleler ortak çalışması gibi. Yönetmen İran'lı Abbas Kiarostami, başrol oyuncuları Fransız J. Binoche, İngiliz William Shimell ve İtalyan Gianna Giachetti. Filmin çekim mekanı tarihi dokusu ile gözde bir yer olan Toscana, İtalya. J. Binoche bu filmde ki rolü ile Cannes Film Festivali'nden Altın Palmiye ödülü aldı. Film de ara ara 3 farklı dilde konuşuluyor. Yönetmen neredeyse kendi imzası diyebileceğimiz çekim tekniklerini burada da uyguluyor. (Aynadan yansımalı görüntü, araba içi çekim, ağaç manzarası, Fars şiir dizesi ve açı karşı açı gibi). W. Shimell ilk defa oyunculuk yapmasına rağmen fena değildi. Operalarda bariton olan bu entellektüel zat tam da Abbas Kiarostami'nin rol karakterine uyan bir kişilik. Film içerisinde yönetmen bazı sahnelerde ve filmin finalinde seyirciyide işin içine katıp düşünmeye ve kendi senaryosunu kafasında oluşturmaya sevkediyor. Yönetmenin tüm filmlerini seyreden biri olarak bu yapım vasat statüsünde diyebilirim. Durağan film sevenlerden değilseniz uzak durun. Ama izlediği filme kafa yoran sabırlı izleyiciler için aranılan kan niteliğinde bir yapım.

baran34, Shirin (2008) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Abbas Kiarostami'nin "Close-up" ile birlikte açık ara en iyi filmi. Her ne kadar diğer filmleride iyiyse bunlar bir nevi ders olarak okutulacak cinsten. Bu yapımda film değil, film izleyen izleyicileri izliyoruz. Tiyatro ve sinema sanatçılarından oluşan 117 kişi. Bizde "Ferhat ile Şirin" olarak bilinen orjinal olarak "Khosrow u Shirin" yazarı Nizami Ganjavi tarafından 12. asırda yazılmıştır. Aynı zamanda Leyla ile Mecnun'un da yazarıdır. Rahmetli yönetmen A. Kiarostami yine zekice bir proje filmi ile karşımızda. Hikaye aracı ile İran hükümetinin baskıcı rejimine onların anlayamacağı dilden eleştirel yaklaşımını sezinliyoruz. Bu alegorik film çekim tekniği sayesinde o ve onun gibi yeni kuşak iran sinemacıları mesajlarını her daim bu yolla iletebiliyorlar. Molla hükümetinin kadınları pejmürde giyime zorlamasının intiikamını yönetmen birbirinden güzel yüzlü kadın oyuncularla misilleme yapmış sanki. Bir filme 10 puan vermişliğim çok azdır. Bu 10 tam puan hakeden bir yapım. İzleyin izlettirin...

baran34, Biletler (2005) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

İtalyan Ermanno Olmi, İran'lı Abbas Kiarostami ve İngiliz Ken Loach'un yönetmenliklerinde bir tren içinde geçen 3 hikayeden oluşuyor. İlk hikayede yaşlı bir profesörün kendinden hayli küçük bir şirket çalışanına duyduğu romantizm, ikinci hikayede Abbas Kiarostami'nin izlerini taşıyan bölümde; generalin karısı ve askerinin ona refakat ettiği kısım, üçüncüsünde ise en şen şakrak bölüm diyebileceğimiz bir hikayede; 3 İskoç taraftarının Roma'ya takımlarını desteklemek için gelmeleri ve Arnavutluk'tan gelen mülteciiler ile aralarında geçen bilet muhabbeti işlenmiş. Ken Loach bu kısmı çok iyi yönetmiş. Aslında 3 yönetmende alegorik çağırışımlarda bulunmuş. Ben beğendim.

baran34, On Dakika İçinde: Trompet (2002) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

7 yönetmenin 10'ar dakikalık çekimlerinden oluşan bir yapım. Zaman kavramını bu süre içerisinde kendi yorumlarına göre irdeleyen yönetmenlerin içinde Finlandiya'lı Aki Kaurismaki en ilginç olanıydı. Bu yapıtın ilki olan "Cello" önce izlemeniz ardından bunu izlemeniz yerli yerinde olur.

keanureeves, Helak: Kayıp Köy (2014) filmine bir şeyler yazdı
keanureeves
keanureeves

Senaryo güzel. Oyunculuklar da fena değil. Oldukça güzel ve insana ders verir nitelikte bir korku filmi. Gece izlemeyin. :)

Replik: "Bizim imtihanımız bencilliklerimiz, hırslarımız, içerisine düşüpte bir türlü çıkamadığımız mal, mülk, para, itibar ve makam kuyuları. Müminin görevi varlıkta şımarmamak, yoksullukta isyan etmemektir."

8,5/10

baran34, Kanlı Altın (2003) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

Ünlü yönetmen Cafer Panahi ve filmin senaryosunu yazan usta yönetmen Abbas Kiarüstemi'nin beraber yaptıkları ikinci filmleri. İlk filmleri olan "The White Baloon" ile beğeni toplamışlardı. O filmde küçük bir kız çocuğunun beyaz bir japon balığını alma mücadelesi konu olarak işlernirken burada fakir bir pizza dağıtıcısının sınıf farkı ve bir kuyumcu tarafından hor görülmeyi gururuna yediremeyerek kuyumcudan intikam alma mücadelesi işlenmiş. Başroldeki Hossein Emadeddin gerçek yaşamında da pizza dağıtıcılığı yapan şizofren biridir. Şizofren kişiliğini yönetmen iyi kullanmış. Amatör olmasına rağmen filmde cool duruyor. Bu film bir bakıma İran'ın baskıcı rejiminide sorgulattığı için İran'da gösterime girmedi. Zaten Cafer Panahi rejime tehlike gösterilerek manasız bir sebepten film yapması yasaklandı ve hapse atıldı. Şimdilerde ev hapsinde bir değer çürütülüyor. 10/8

baran34, Istgah-Matrouk (2002) filmine bir şeyler yazdı
baran34
1 baran34

Senaryosunu Abbas Kiarüstemi'nin yazdığı filmin yönetmen koltuğunda Ali Reza Raisian'ı görüyoruz. Başrolde Leila Hatemi var. Kocası ile beraber Tahran'dan Meshed kentine giderken arabaları arıza yapınca yakındaki köyden yardım ister. Feizollah adında ki biri köyün öğretmenidir. Araç için parça almanın yolu kente gitmekten geçer. Öğrencilerini daha önce öğretmenlik yapmış olan kadına emanet eder ve kocası ile kente gider. Film yalnızlık, ölüm ve yaşam üçgenine vurgu yapıyor. Meshed'e bende gittiğim için ne için gittiğini az çok anlıyorum. Genelde bizde türbe ziyareti yapıp dilek dilemenin bir şekli. Kanser olanı, sakat olanı , hasta olanı ve çocuğu olmayanlar gider. İmam Ali Rıza makamı deniyor. Namaz kılıp para bağışlanıyor. Film dram odaklı. Leila Hatami'de gözlerindeki buğulu bakışı ile başrolü sonuna kadar haketmiş. Final sahnesi ise göz yaşartmalık cinsten.

baran34, On (2002) filmine bir şeyler yazdı
baran34
baran34

Rahmetli Abbas Kiarostami'nin belgesel tarzı bu filminde feminist ve muhalif oyuncu Mania Akbari ve oğlu Amin Maher başrolde. 10 bölümden oluşan yapım, İran'ın geleneksel şark kültürü ile yoğurulmuş ataerkil yapısı eleştirel bakış açısı ile gözler önüne serilmiş. Filmlerin çekiminden 5 yıl sonra göğüs kanseri olan Mania Akbari tedavisinin ardından bu seferde muhalif arkadaşlarının idam edilmesi üzerine Londra'ya kaçmak zorunda kaldı. Şimdilerde Dubai'de sakin bir yaşamı var. Oğlu filmde o kadar gıcık huysuz evlat portresi çizmiş ki insanın ağzının ortasına kürekle vurma hissi uyandırıyor. Bu his de onun ne kadar iyi rol yaptığına delil. Şimdilerde yönetmen ve şair. Bir çok festivalden ödülle dönen bu sanatsal çalışma "Empire" dergisi tarafından en iyi 100 film arasında gösterildi. İzlenmelik...

  • toplam: 165,848 kayıt