yazılar - 1325. Sayfa

Yazılar

Seks Oyunları: Bu kaçıncı!

Choderlos De Laclos’un 1782 tarihli romanı Les Liaisons Dangereuses, daha önce sinemaya üç kez uyarlanmıştı. Stephen Frears’ın ve Milos Forman’ın uyarlamaları olayların geçtiği dönem konusunda romana sadık kalırken, Roger Vadim öyküyü 60’ların jet sosyetesine taşımıştı. Şimdi Roger Kumble, entelektüel tatmin bulmak için acımasız baştan çıkarma oyunları oynayan aristokratların yerine günümüz Manhattan’ının liseli gençlerini koyuyor. Sonuçta olay örgüsü aşağı yukarı romanınkiyle aynı, ama böyle birkaç kez uyarlanmış bir öyküde insan ister istemez farklılıklara daha çok dikkat ediyor. Ve bu farklılıkların yarattığı yeni paralellere. devamını oku

Truman Show: Medyatik bir dram

Kendi halinde 30 yaşında genç bir sigortacı olan Truman Burbank’ın çok sıradan ama düzenli bir hayatı vardır. Hemşire olan karısıyla biraz da bir oldubitti sonucu evlenmiş hayatı boyunca yaşadığı yer olan küçük Amerikan adası Seaheaven’ın dışına çıkmamış. Babası gözlerinin önünde denizde boğulduğu için sudan korkuyordur, bu yüzden deniz yolculuğuna da çıkamaz. Bir sabah evinden çıkıp işine gidecekken caddenin ortasına düşen bir ışık spotunun onun tüm hayatını değiştirecek bir dizi olayın başlangıcı olduğunu tabi ki anlayamaz. devamını oku

Aile Bağları: Bin dönüm arazide fırtına

Shakespeare trajedilerini, binlerce yıl “hayvani” dürtülerini törpüleyerek kontrol etmeye çalışan ama zapt edemediği anlarda yeniden başa döndüğünü kabullenemeyen insanoğluna bakarak yarattı kuşkusuz. 400 yüz yıl önce yazdığı Kral Lear ile efsanevi bir Britanya kralı etrafında topladığı karakterler kataloğuyla aile içi örtülmüş şiddeti ve insana ait çelişkileri anlattı: kan, kin, tutku, aşk, ensest ilişkiler, garez, delilik hali, çıldırma anı… Bunca yıldan sonra aynı temayı ABD topraklarındaki büyük bir çiftliğe taşıyarak modernize eden yazarın adı ise Jane Smiley. Pulitzer ödüllü çok satan “Bin Dönüm/A Thousand Acres” adlı romanıyla, Shakespeare’in bu aile trajedisini feminist referanslar gönderen iyi bir melodrama dönüştürdüğü söylenen Smiley’nin bu çalışması şimdi de beyazperdede. “How To Make An American Quilt”den tanıdığımız Jocelyn Moorhouse, ülkemizde “Aile Bağları” adıyla gösterime giren bu filmde, star oyuncular eşliğinde, yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan sorunlar etrafında dolaşıyor. devamını oku

Komplo Teorisi: Teori çok da, komplo yok

Teori çok da, komplo yok Paranoya başlıyor Bu arada dost sohbetlerinde Nobel ödülü sahiplerinin spermlerini dondurarak yeni bir ırk yaratmak isteyen bir grubun varlığını tartışmanız mümkün. NASA ise uzay mekikleri aracılığıyla yaratılan depremlerle ABD başkanını öldürme planları yapıyor olabilir. Ve tüm “önemli” suikastçilerin koltuk altlarında, Salinger’ın “Catcher in the Rye/Gönülçelen” adlı kitabını taşıdığı noktasına dikkat çekebilirsiniz. Çevresiyle uyum sağlayamayan bir lise öğrencinin bunalımlarını anlatarak, delilik kavramıyla yaşamlarındaki umutsuzluğu görmek istemeyen toplumun başarısızlığını ustaca sorgulayan bu ünlü kitabı John Lennon’a imzalattıktan sonra öldüren katil örneğini verebilirsiniz hemen. Hani “Büyük Birader” bizi izliyor ya, siz de CIA, FBI, ordu, finans merkezleri falan filan, dünya işlerini belirleyen tüm güçlerin eylemlerini yorumlayarak dönen dümenleri deşifre etmeye çalışabilirsiniz. Hani, fişlendiğimiz ve izlendiğimiz bir dünyada paranoyak olmak o kadar da yanlış bir fikir olmayabilir. Bunlar olsa olsa, kapitalist dünyanın içinde bunaldığınızı ve uyanık kalmak için sürekli teoriler üretmek zorunda hissettiğinizi gösterebilir. devamını oku

Ölümcül Oyunlar: keskin bir uyarı

Şiddet üzerine önemli ve keskin bir uyarı Avusturya’lı Michael Haneke, özellikle aile içinde ve etrafında gelişen şiddete olan takıntısıyla bilinen önemli ve özgün bir sinemacı. “The Seventh Continent”, “Benny’s Video” ve “71 Fragments of a Chronology of Chance” üçlemesiyle kahramanlarından şiddet ve ölümün kaçınılmaz sonunu “esirgemeyen” Haneke, sıradan yaşamlara getirdiği radikal veya aslında gerçekçi ve acımasız bakışıyla tanınıyor. devamını oku

Kaybedenler: Kanlı bir kara komedi

Stone’dan kanlı bir kara komedi Başına gelenlere ve gördüklerine inanamayan Sean Penn sonunda çaresiz bir öfkeyle bağırıyor: “Yahu, bu kasabada herkes uyuşturucu mu kullanıyor?” Gerçekten de, Oliver Stone’nun son filmi Kaybedenler adeta uyuşturucu kafasından yansıyan kabusların içiçe geçtiği bir kara film. Ayrıca, kanlı bir kara komedi ve tabii ki yine Amerika üzerine bir meditasyon niteliğinde. Üstelik kendi ulusu hakkındaki bu son teşhisi pek olumlu değil hani. Dekoru ise Amerika’nın batısı, western filmlerine nazire bir hayalet kasaba. Bu arada anlaşılıyor ki Stone JFK ve Nixon gibi “ağır” filmlerle biraz yorgun düşmüş ve bu kez biraz da eğlenmek istemiş. Komplo teorilerinin yönetmeni Oliver Stone, bu konudaki fanatikliğini Kaybedenler ile vahşi bir eğlenceye dönüştürmüş. devamını oku

Çılgın Şehir: O'nu biz öldürdük!

O'nu biz öldürdük! “Z”, “État de siège”, “L’Aveu” ve “Kayıp/Missing” gibi politik tabana yaydığı entrikalarla gerilimi ayakta tutan, söyleyeceğini güvenle ifade eden sağlam dramaların Yunan asıllı yönetmeni Costa Gavras son filmi “Çılgın Şehir” ile medya taşlamasına soyunuyor. devamını oku

Karartma: Ferrara'nın dünyası

“Yaşasın video! Yaşasın her anın kayıt edildiği resimli dünya! Gelecek videodur.” Yanlış anlaşılmasın, söz konusu olan Japonların istilası ya da Peter Greenaway’in ateşli bir basın toplantısı değil. Yalnızca, 21. yüzyıla hazırlanan yaşlı dünyamızın film teknolojisinden sonra keşfettiği video aracılığıyla, çıkmaza girdiği iddia edilen sanatı yeniden ifade ederek canlandıracaklarını düşünenlerden, sinemacılardan birinin sözlerini bunlar. Filmimizin kahramanlarından biri olan yönetmeni canlandıran Dennis Hopper’ın dilinden hiç eksik olmuyor bu methiyeler. Film gibi renk tonlamalarının çeşitliliğiyle sağlanan derinlikli görüntüleri yansıtamadığı için üvey evlat müamelesi yapılan video teknolojisini baştacı ederek Emile Zola’nın ünlü “Nana”sını yeniden yorumlayan bir yönetmen bu. Multimedya, kullanma kolaylığı gibi özellikleriyle bazı undergroud sinemacıların yeni gözdesi olan video, klasik film kurallarının dışına çıkmayı sağlıyor. Bu tekniğin anlayışı ise bir yaşam felsefesini yaratıyor tabii ki. Klip örneği, birbirini takip etmesi gerekmeyen açılar ve bunların birleştirilmesi yani montajı, elzem olmayan karmaşık ışık tekniğinin asgaride sağlanmasıyla yaratılan kurgulu gerçeklik “yeni” sinemayı belirliyor. devamını oku

Baskı Altında: Herşeyden sıcak havalar sorumlu

Bütün suç artan hava sıcaklığında gibi görünüyor. Müstakil evlerinin bahçesinde serinlemeye çalışan iki çocuklu mutlu ailenin tüm sorunu buzdolabı ve klimanın çalışmamaması. Süt bozulmuş, tamirci evinizi bulamıyor, çocuklar ısrarla bahçede oynamak istiyorlar ve müthiş gürültü yapıyorlar, mimar baba işe gidiyor, anne şişirme havuzda serinlemeye çalışıyor ama nafile; sıcak havanın sıkıntısını önlemek elde değil. devamını oku
  • toplam: 13,249 yazı