PORTRE - 2. Sayfa

PORTRE

Cengiz Bozkurt Röportajı: İşte Leyla İle Mecnun'un 'Erdal bakkalı'

Ekranların sevilen dizisi Leyla ile Mecnun'daki 'Erdal Bakkal' tiplemesiyle evlerimize konuk olan Cengiz Bozkurt şimdide bu yılın en merak edilen, iddialı yapımlarından Celal Tan ve Ailesi'nin Aşırı Acıklı Hikayesi filmiyle bizlerle buluşuyor. Biz de filmlerim.com olarak sevilen oyuncuyla bir kısa bir  röportaj gerçekleştirdik, merak ettiklerimizi sorduk. İşte Cengiz Bozkurt'la gerçekleştirdiğimiz söyleşimiz:  devamını oku

Atatürk'ün Kızı Türkan Saylan

Türkan Saylan, İsviçreli Lili Mina Raiman ile Türk Fasip Galip Bey’in ilk çocuğu olarak 3 Aralık 1935 günü İstanbul’da doğdu. Kandilli İlkokulu’nda ve Kız Lisesi’nde ilk ve orta öğrenimini tamamlayan Saylan, henüz 12 yaşındayken kafasına koyduğu "hekim" olma hayalini gerçekleştirmek üzere, İstanbul Tıp Fakültesi’ne gitti ve 1963’te buradan mezun oldu. Uzmanlığını ise kendi deyimiyle “kimsenin sevmediği” deri ve zührevi hastalıklar konusunda yaptı. Saylan, bu konuda ihtisas yapan Türkiye’de 7 kadından biriydi. devamını oku

Güzel, başarılı, sıra dışı: Angelina Jolie

Son yıllarda Hollywood’un en gözde aktristi kim diye sorsak sanırım pek çok kişinin ilk aklına gelen isim güzel yıldız Angelina Jolie olacaktır. Rol aldığı filmler kadar Brad Pitt’le olan ilişkisi, evlat edindiği çocukları, dövmeleri ve uluslararası yardım kuruluşlarıyla birlikte yürüttüğü çalışmalarla gündeme gelen Jolie, yıldız olmanın gereklerini her anlamda yerine getiren popüler bir ikon. Kimilerine göreyse bir tanrıça… devamını oku

Guy Ritchie: Suç Filmlerinin Altın Çocuğu Geri Döndü

Guy Ritchie, 1969 yapımı "Sonsuz Ölüm" (Butch Cassidy and the Sundance Kid) filmini ufak bir çocukken izlediğinde, filmler yapmak istediğine karar vermişti. Film okulundan mezun olmanın sıkıcı olacağını düşündüğü için asla sinema eğitimi almayı düşünmemiş ve okuduğu okulu da 15 yaşındayken bıraktı. 1995 yılında "The Hard Case" isimlli 20 dakikalık bir kısa film çekti ve bu filmi gören Sting'in eşi Trudie Styler, Ritchie’nin fark edilmesini sağlayan "Ateşten Kalbe, Akıldan Dumana" (Lock, Stock and Two Smoking Barrels) filmine parasal destek verdi. "The Hard Case"te olduğu gibi ilk uzun metrajında da hem senarist hem yönetmen olan Ritchie, ilk filmiyle tüm zamanların en iyi hasılatını yapan 3. İngiliz filmini çekmiş oldu. devamını oku

Quentin Tarantino: “Tam Bir Sinefil”

Tam Bir Sinefil                                                      Tarantino sinemaya aslen ilk olarak oyunculuk yaparak başladı. Bir kaç ufak rol dışında oyunculukta önemli bir noktaya gelemedi. Onun kariyerinin asıl dönüm noktası ise çalışmak için girdiği video dükkanı oldu. Burada bitmek bilmez sinema sevgisini doyurmak için filmler izlemeye başladı. B sınıfı, uzak doğu, usta yapımları, çok fazla tür ayırt etmeden kendini video filmlere adadı. Bu filmleri izledikten sonra ise,arkadaş çevresi ile onları çözümlemeye, çekimleri yorumlamaya filmler hakkında saatler süren sohbetler etmeye başladı. İnsanların Tarantino’ya sorup durduğu “Film okuluna gittin mi?” sorusuna verdiği cevabın “Hayır ben filmlere gittim” şeklinde olması da kendisinin nasıl tutkulu bir sinema izleyicisi olduğunu kanıtlar nitelikte. devamını oku

Hem Müzisyen Hem Oyuncu: ‘Emre Altuğ’

14 Nisan 1970 tarihinde İstanbul'un Levent semtinde ev hanımı bir anne ve diş hekimi bir babanın ikinci çocuğu olarak dünyaya geldi. Lise hayatında babasının ticaret sevdası yüzünden Şişli Terakki Lisesi'nde 1 yıl sınıf tekrarı yaptı. Sanat hayatına lisede kızlarla iyi iletişim kurmak için gitar çalarak başladığını söyleyen Altuğ liseden sonra İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı Sahne Sanatları Tiyatro Bölümü'nde devam etti. devamını oku

“Taner Birsel”: Önemli Yönetmenlerin Oyuncusu

Taner Birsel, şimdiye kadar sinematografisinde Reha Erdem, Derviş Zaim, Zeki Demirkubuz gibi önemli yönetmenlerle çalışma olanağı bulmuştur. Özellikle Reha Erdem ile çalıştığı projelerde gösterdiği performans ile adından söz ettirmiştir Birsel.Onun oyun gücünün en sevdiğim yanı, karakter ikilemlerini iyi yansıtan, doğal olduğu kadar gerektiğinde büyük oynamasıdır. Daha da önemlisi suskunluğu ile çok şey ifade edebilmesidir. Bu özellikleri de ona SİYAD (Sinema Yazarları Derneği) 1999 En İyi Erkek Oyuncu (“Kaç Para Kaç”) ödülünü getirmiştir.İki Performans“İtiraf”: Zeki Demirkubuz ile çalıştığı ve tam yönetmenine göre bir film olan İtiraf’ta Birsel baş karakter Harun olarak karşımıza çıkar. Demirkubuz filmlerinde baş karakterleri oynamak zordur. Hepsinin birden fazla detayı, psikolojik yapıları, karanlık tarafları vardır. “İtiraf”da ise, bunların yanı sıra Harun karakteri içinde bulunduğu gel-gitler ile dikkat çeker. Karısının onu aldattığını öğrenir önce. Olayı fazla kurcalamak istemez, kondurmamaya çalışır. Sonrasında içi içini yerken ev şiddetli tartışmalara, su yüzüne çıkan sorunlara ve içte ukde kalan söylenemeyen şeylere sahne olur. Üstüne üstlük birde en iyi arkadaşına yaptıklarının, deyim yerindeyse onu sırtından bıçaklamasının getirdiği vicdani yük vardır. Lakin hepsinin üstünde karısını, kaybetme korkusu.Bu noktada Birsel’in oyun gücü ön plana çıkar. Fırtına öncesi sessizlik, vicdan muhasebesi, pişmanlık en üst seviyede yansıtılır bizlere…“Devrim Arabaları”: Belgesel yönetmeni Tolga Örnek’in ilk kurmaca filmi “Devrim Arabaları”nda baş mühendis Gündüz rolü Taner Birsel’dedir. Tamam “İtiraf” filminde oynadığı karakter kadar, dolambaçlı değildir Gündüz, fakat onun da zor yönleri vardır.Başarıya inanmak üzerine kurulu, sinemamızın en güzel örneklerinden biri olan film zengin bir oyuncu kadrosuna sahiptir. Yine de kilit karakter Birsel’in oynadığı Gündüz’dür. Zira dönemin şartlarında, etrafına topladığı insanları imkansızı başarmaya inandırmalıdır. Kimsenin kafasında tek bir şüphe dahi kalmadan.Taner Birsel bu karakteri de başarıyla canlandırır. Fazla göze batmayan, yine de filmi taşıyan isimlerden biri olur.TV ÇalışmalarıNadirde olsa televizyonda da işler yapmıştır Taner Birsel. Bunların en dikkat çekici olanı ise, başrollerini Mehmet Günsür ve  Özge Özberk’le paylaştığı, bir Taylan Biraderler projesi olan “Sır Dosyası” dizisidir. Bir X Files adaptesi olan dizi, yayınlandığı dönemde iyi bir hayran kitlesi yakalamış, Demir Demirkan’ın dizi için yaptığı müzik ise çok beğenilmiştir. Her bölüm farklı hikayenin anlatıldığı dizide Birsel bana göre kendine en yakışan karakterlerden birini canlandırmıştı.Devam etseler TV adına çok önemli bir iş haline geleceğini düşündüğüm dizi, yüksek maliyeti nedeniyle üç veya dördüncü bölüm ardından yayından kaldırılmıştır.Son SözTaner Birsel gibi iyi bir oyuncuyu dilerim perdede daha fazla görme şansını yakalarız. Yine iyi filmlerde, önemli yönetmenlerle…Taner Birsel’in fotoğraflarına ulaşmak için TIKLAYINKısa Biyografisi:Doğum Tarihi:1959Doğum Yeri: Manisa, Akhisar1976-1980 yılları arasında Gazetecilik ve Halkla İlişkiler okudu. Daha sonra M.S.Ü Devlet Konservatuarı Tiyatro Bölümü’nde eğitim gördü. İstanbul Devlet Tiyatrosu’nda otuzun üzerinde oyunda rol aldı. Bunun yanı sıra TV ve sinemada boy göstermeye başladı.Rol Aldığı Filmler:Bir Kadınının Anatomisi (1995)Bir Erkeğin Anatomisi (1996)Kaç Para Kaç (1998)Filler ve Çimen (2000)Oda Beni Seviyor (2001)Şellale (2001) İtiraf (2001)Çamur (2002)Beş Vakit (2006) Tatil Kitabı (2008)Devrim Arabaları (2008)Gölgesizler (2008)Bizim Büyük Çaresizliğimiz (2009)Siyah Beyaz (2009)Aldığı ödüller•    24. SİYAD - En İyi Erkek Oyuncu : İtiraf 2002•    21. SİYAD - En İYi Erkek Oyuncu : Kaç Para Kaç 1999•    21. İstanbul Film Festivali - En İyi Erkek Oyuncu Kaç Para Kaç 1999•    Avni Dilligil Tiyatro Ödülleri : - En İyi Erkek Oyuncu•    Ulusal Tiyatro Karşılaşması - En İyi Erkek Oyuncu devamını oku

Geç keşfedilen bir yıldız: Sandra Bullock

Bazı oyuncuları geç keşfederiz. Yeni bir yıldız parlamaya görsün evveliyatına bakarız peşisıra. Adı önüne geçer performansın. Yani Di Caprio'yu Titanic'te izledikten sonra aslında daha önce çektiği Basketbol Günlükleri'nin vizyona girmesi bu yüzdendir. Mesela Sandra Bullock'u ilk Demolition Man'de izledikten sonra da 'Şimdiye kadar ne yapmış bu hanım kızımız?" diye geçmişine baktığımı hatırlıyorum. Ama Working Girl dışında zaten hafızada kalma şansının olmadığı rolleri giyinmesi Demolition Man'in neden çıkış yaptığı film olduğunu belgeliyor aslında.Hatta o da değil çıkışı 'Speed' elbet ama ilk kez büyük bütçeli hollywood seçeneği olarak Stallone ile oynadığı Demolition Man''de göründüğü gerçeğini değiştirmez bu. Speed'te parlamasının nedeni kendisi gibi bir diğer parlayan yıldızın varlığı Keanu Reeves'ti muhakkak. Hatta bu ikilinin sinema tarihinin yakın geçmişinin en mühim ikilileri arasında olduğunu söylersek yanlış olmaz herhalde. Öyle ki yıllar sonra çektikleri Göl Evi böyle bir özel isteğin sonucudur bilindiği üzere. Devam edelim. Speed ile geniş bir hayran kitlesi edinen Bullock, While You Were Sleeping'teki Lucy rolüyle ise romantik komedi türünün yeni fertleri arasına girmişti. Hatta ve hatta bu türü kariyerindeki tercihler bölümünün ilk sırasına yerleştirmişti. Artık gerisi kolaydı. devamını oku

Penelo Cruz: İspanyol esintisi...

İspanyol sinemasının vazgeçilmez oyuncularından ve kimilerine göre göz kamaştırıcı bir güzelliğe sahip olan Penelope Cruz 28 Nisan 1974’de tüccar Eduardo ve kuaför Encarna’nın çocukları olarak Madrid’de dünyaya geldi.   Daha ufacık bir çocukken gösteri sanatlarında boy gösteren Cruz taklit yapmanın çevresi için eğlenceli olduğunu düşündü. Fakat kısa bir süre sonra bu isteği bir balon gibi söndü. Bir baktı ki kendini İspanya Devlet Konservatuarında buldu. Dokuz yıl boyunca klasik bale eğitimi aldıktan sonra, dansla olan ilişkisi epey güçlendi. Derken Penelope büyüdü ve on beş yaşına geldi. Daha olgunluğa erişmediği için dans tutkusu kendisini pek tatmin etmemiş ki, bir ajansa kaydolarak şansını oyunculukta denemeye karar vererek çeşitli kliplerde ve Tv programlarında yer aldı. devamını oku

Jack Nicholson: Beyazperdenin göz bebeği…

Bilenler el kaldırsın. Demek ki çoğunluk bildi. O halde gelelim bu oyuncunun hayat macerasına nasıl atıldığına. 22 Nisan 1937 yılında New York’da doğan Nicholson’ın dar alanda kısa paslaşmalar dediğimiz türden oyunculuk kariyeri ilk olarak B filmlerinin en bilinen isimlerinden biri olan Roger Corman tarafından formlandırıldıktan kısa bir süre sonra “The Cry Baby Killer” filminde başrol oynadı. devamını oku
  • toplam: 200 yazı