Egemen Tokatlıoğlu yazdı: Poltergeist

Egemen Tokatlıoğlu yazdı: Poltergeist

  • KRİTİK
    1982 yapımı kült filmin yeniden çevrimi olan “Kötü Ruh” işlenişinde barındırdığı bir takım sıkıntılar nedeniyle günümüze başarılı bir şekilde adapte edilemiyor. Bunun yanında son yıllarda benzer türde çok daha başarılı örnekler izlediğimizden olsa gerek,  çıtanın altında kalmaktan da kurtulamıyor.
 
    1982 yılında Tobe Hooper yönetmenliğinde çekilen “Kötü Ruh” türe ziyadesiyle büyük bir katkı yapmakla beraber dönemin Amerika’sında yaşanan özel mülkiyet, ailevi değerler ve konformist yaşama olan düşkünlük gibi toplumsal meseleler üzerine kafa yormasıyla da dikkat çekiyordu. Film, mezarlık üzerine yapılmış bir eve yeni taşınan Bowen ailesinin küçük kızlarına dadanan kötü ruhlar ve ailenin bu kötü ruhlardan kurtulma mücadelesine odaklanıyor. Oldukça cüzi bir miktara alınan evin mezarlık üzerine yapıldığını ve altında yatan bu huzursuz ruhların kendilerini tehdit ettiğini öğrenen aile bir uzmandan yardım almaya karar verirler. “Diğer boyut”a giden ve orada kötü ruhlarla baş başa kalan küçük kızları Madison için vakit daralmaktadır. Aileye yardım edebilecek uzman tek kişi ise reality şovlar ile periler alemini ekranlara taşıyan Burke’tür. Hem ailenin küçük kızı Madison’ı kurtarmak hem de huzursuz ruhları huzura kavuşturmak ona düşmektedir.
 
    Orijinal filmden hareketle yola çıkılan filmde maalesef orijinal filmdeki muazzam işlenişten eser yok. Bunun dönemin şartlarıyla alakalı olduğunu söylemeyi çok isterdim ancak yakın dönemde aile üzerine çöken kötü güçler ve ailelerin bu güçlerden kurtulma hikayesini başarılı bir şekilde ele alan The Conjuring, Insidious ve The Babadook gibi örnekler olduğundan Poltergeist’ın bu kötü işlenişine bahane bulmak zor.

    Bowen ailesinin orijinal filmdeki Freeling ailesine oranla inandırıcılıktan sınıfta kaldığını belirtmekte fayda var. Baba Eric Bowen’ hayat veren Sam Rockwell ve anne Amy Bowen’a hayat veren Rosemarie DeWitt’in yapay oyunculuğu göze batıyor. Kızları kaybolmuş, tehlikede olan bir ailenin panik halinin daha derin verilmesi gerekir diye düşünüyorum ancak o panik hali o kadar yüzeysel ve inandırıcılıktan uzak ki, orijinal filmdeki o ailenin özellikle anne rolündeki JoBeth Williams’ın performansı akla geldikçe aradaki uçurumun daha da farkına varmamak elde değil. Insidious ve The Babadook gibi filmlerde ailenin içine düştüğü panik hali daha gerçekçi ve daha gerilim doluyken Poltergeist’in bu yeniden çevriminde daha serin kanlı ve yer yer espri bile yapabilen bir aile samimiyetten uzak bir tablo çiziyor.

   Bununla birlikte orijinal filmde aileyi kurtarma misyonunu üstlenen medyum Zelda Rubinstein’in hayat verdiği Tangina’nın o üstün performansının yanında bu sefer ona karşılık gelen, Jared Harris’in hayat verdiği Burke karakteri çok havada kalmış. Tabii ki Tangina gibi bir karakteri yeniden yaratmak zor ancak Burke karakterinin bu kadar yüzeysel olması da filmdeki eksilerden biri. Filmdeki artılar da yok değil. Özellikle orijinal filmdeki palyaço sahnesinin kullanılması bir nebze keyif verici bir detaydı. Ancak bu sahnelerin daha fazla olmasını dilerdim. Bununla birlikte 1982 yapımı orijinal filmde çekimlerden birkaç yıl sonra genç yaşta talihsiz bir şekilde hayatını kaybeden Heather O’Rourke’un yerini alan minik yıldız Kennedi Clements’ın performansı göz doldurucu.  Diğer iki kardeşin de başarılı performanslarını göz önüne alırsak filmin en büyük yükünü genç yıldızların sırtladığı aşikar.

    Film yeni nesil için keyifli gelebilir ancak orijinal filmin hayranlarının bu filme burun kıvırması olası. “Kötü Ruh” bir yeniden çevrim olarak ele alındığında ele avuca pek bir şey vermiyor. Ancak yine de bir remake olduğunu bir anlığına unutursanız bir nebze zevk almanız olası.
YORUM YAZ
YORUMLAR
henüz hiç yorum yapılmamış