Ali Ulvi Uyanık Yazdı: Child 44/ 44. Çocuk

Ali Ulvi Uyanık Yazdı: Child 44/ 44. Çocuk

  • KRİTİK

"Cennette cinayet olmaz (ya da cennette suç yok)". Bu söz, 1922’den, 74 yaşında öldüğü 5 Mart 1953’e dek SSCB Komünist Parti Genel Sekreteri görevinde bulunan ve yaklaşık 28 milyon yurttaşını kaybettiği 2. Dünya Savaşı’ndaki en önemli zaferleri kazanan Joseph Stalin’in soğuk savaş yıllarına dair düsturu. 1979 doğumlu İngiliz yazar Tom Rob Smith, baş kahramanı MGB ajanı Leo Demidov olan üçlemesinin ilk kitabında, tam da bu noktadan yola çıkıp sistemin iddiasını çürüten bir seri katil öyküsü anlatmış. Smith, "44. Çocuk"ta (Child 44), en az 52 kadına-çocuğa cinsel saldırıda bulunup öldüren ve/veya sakatlayan, Rostov Ripper, Rostov Kasabı ve Kızıl Ripper lakaplarıyla da anılan ve sonunda idam edilen Andrei Chikatilo’dan (1936-1994) esinlenmiş.

 

1933 yılında, Sovyet yönetimi ile Ukrayna köylüleri arasındaki anlaşmazlık nedeniyle yaratılan suni kıtlık sonucu, yaklaşık sekiz milyon insanın öldüğü Holodomor olayları sırasında yetim bir çocuk olan Leo’nun, bir MGB üst düzey görevlisi tarafından himaye edilip yetiştirilmesi ile başlayan hikayenin her kırılma/çatışma anında, müsebbip olarak rejim işaret ediliyor. Evet, görevini kötüye kullananlar haksızlıkları tırmandırıyor; ancak hepsi rejimin unsurları. Dolayısıyla, Stalin’in son günlerini arka fon olarak değerlendirebilmek mümkünse de, kafanıza vurulanlar buna izin vermiyor. 

 

Yakın arkadaşının oğlu öldürüldüğünde, bir kaza değil cinayet olabileceği kuşkusuyla soruşturma yapmaya çalışıp engellenen Leo (Tom Hardy), öğretmen karısı Raisa (Noomi Rapace) ’hain’ ilan edildiğinde, ne karısından ne de düşüncesinden vazgeçer. Berbat bir hayat sürecekleri sürgünde de, demiryolu civarında cinayetlerin sürmesi, riskler almasına neden olur...İşte bu gelişmelerin karı kocayı ölümcül bir kaçıp kovalamaca oyunu içine sürüklemesi, seyircinin merak ve heyecanını kamçılasa da, sistemin acımasızlığı yakanızı bırakmıyor. Bir önceki filmi "Düşmanı Korurken" (Safe House) ile anımsayabileceğiniz İsveçli yönetmen Daniel Espinosa, öykülemeyi gerilim hattı üzerinde sorunsuz anlatsa da, romanın ve belki günümüz Ukrayna-Rusya konjonktürünün izinde, Stalin rejiminin korkunç uygulamalarını sert şekilde gözler önüne seriyor: 1954’ten itibaren KGB adını alacak Devlet Güvenlik Komitesi ajanlarının gözlerini kırpmadan yaptıkları infazlardan, eşcinsellere yönelik ’temizliklere’, korkularla yönetilmeye çalışan rejimi eleştiriyor. Ve seri katil de, aslında rejimin ürünü!

 

En dehşet verici olan ve beni en fazla etkileyen ise, Leo ile Raisa ilişkisinin ve evliliğinin temelindeki korku oldu. Bu, gerçekten tüyler ürperticiydi. Eğer bu dönemde kimi genç kızlar, gerçekten de, resmi görevlilerle korktukları için evlenmişlerse çok vahim kuşaklar yetişmiş demektir.

 

"44. Çocuk" politik bir film olmasa da, kaba biçimde ve fiziksel şiddeti göstererek siyaset yapıyor. Bu yaklaşımından rahatsız olduğumu söylemeden geçemem.

 

Diğer yandan, tamamı Çek Cumhuriyeti’nde çekilen filmin yapımındaki zenginlik ve kaliteden etkilenmemek mümkün değil. Keza, yoğun şekilde diyalekt çalışmış oyuncular, yeni romanların uyarlamalarında da karşımıza çıkacağını düşündüğümüz Tom Hardy başta olmak üzere, rejim kurbanlarını ya da egemenlerini kusursuzca yorumlamışlar.
 

YORUM YAZ
YORUMLAR
henüz hiç yorum yapılmamış