2013 Festival Raporu: Bir Festivalin Muhasebesi

2013 Festival Raporu: Bir Festivalin Muhasebesi

  • YAKIN PLAN

İstanbullu sinefillerin hayata verdiği 15 günlük ara bitti. 32. İstanbul Film Festivali geçtiğimiz Pazar yapılan kapanış töreniyle birlikte son buldu. Son 3 yıldır olduğu gibi, bu yıl da hem festivale hem de tüm etkinliklerine Emek Sineması damgasını vurdu. Ancak bu yıl 7 Nisan Pazar günü yaşanan olayların tatsızlığıyla törendeki Emek protestolarının çok daha güçlü olduğunu söyleyebiliriz. Gün içerisinde – bu sefer herhangi bir olay olmadan – pek çok sinema meslek birliğinin buluşmasıyla gerçekleşen gösterinin ardından Cemal Reşit Rey’de düzenlenen törende de sahneye her çıkan isim ‘Emek Yıkılmasın’ çağrısını yineledi. Sadece bu meseleyi konuşmak için törene katılan Hülya Koçyiğit ve Nejat İşler’in konuşmaları sırasında da törenin yarısında olduğu gibi ‘Emek Yerinde Güzel’ pankartları havada yer aldı.

 

Sinemasız Beyoğlu’nda Festival

 

Artık Beyoğlu’nun giderek sinema fakiri bir bölge olmasının da etkisiyle; İstanbul Film Festivali bu civarda sadece Atlas, Beyoğlu ve Pera Müzesi Salonu’nda faaliyet gösterebildi. Bunun yanında Nişantaşı CityLife sinemalarının iki salonu,  geçtiğimiz aylarda yeniden açılan Ortaköy Feriye Sineması ve elbette Anadolu Yakası’nın kalesi durumundaki Rexx Sineması festival takipçilerini yoğun bir programla ağırladı. Rexx sinefillerin en memnun olduğu salonlardan biri olurken Feriye’de genellikle altyazı görünme sorunları yaşandığı belirtildi. CityLife salonlarındaki sorunsuz projeksiyon ve ses sistemine rağmen yine de bir grup seyirci, festivali bir AVM’de geçirmek konusunda haklı olarak veryansın etti. Beyoğlu civarında takılmak isteyenler ise Atlas Sineması’nın kötü durumdaki 35mm projeksiyonu sebebiyle bayağı acı çekti diyebiliriz. Neyse ki gösterilen kopyaların azımsanmayacak bir kısmı DCP’den gösterildi ve eski sinemalarımızdan Atlas, o konuda sınıfı geçmeyi başardı. Sinemada İnsan Hakları, NTV Belgesel Kuşağı, Mayınlı Bölge gibi filmlere ev sahipliği yapan Beyoğlu Sineması’nın ise 35mm projeksiyonu şu an muhtemelen İstanbul’un en iyilerinden biri olmasına rağmen betacam, bluray vs. gibi platformlarda salonun özellikle ses sisteminin yetersizliği en çok konuşulan sorunlar arasındaydı.

 

Yerli Filmlere Yoğun İlgi

 

Ulusal Yarışma filmleri 2000’lerin ortasından itibaren olduğu gibi yine çok büyük bir ilgiyle karşılaştı. Aynı zamanda yarışan filmlerinin pek çoğunun Türkiye galası konumunda olan gösterimlerde Atlas Sineması ağzına kadar doldu ve numarasız bilet kuyrukları İstiklal Caddesi’ne kadar uzandı. Özellikle Onur Ünlü’nün vizyona sokmayacağını açıkladığı Sen Aydınlatırsın Geceyi, dünya galasını festivalde gerçekleştiren Yozgat Blues gibi filmlere olan muazzam ilgi görülmeye değerdi. Genelde salonların tamamen dolu olduğu gösterimlerde festivalin en büyük rakibi ise Real Madrid’di. Takımın, Galatasaray’la oynadığı maçlar sırasında festival salonları en sakin seanslarını geçirdiler.

 

Festivalin en çok ilgi gören ve konuşulan filmlerine bir bakalım şimdi de... Akbank Galaları’nda gösterilen François Ozon’un ‘Başka Bir Hayat’, Richard Linklater’ın dünya prömiyerinden hemen sonra izleme imkanı bulduğumuz ‘Geceyarısından Önce’ festival sırasında en çok konuşulan filmler arasındaydı. Peter Greenaway’in tartışmalı filmi ‘Goltzius ve Pelikan Kumpanyası’ da yoğun bir ilgi çekerken Atlas seansının aksine City’s’de bolca seyircinin filmden rahatsız olup salonu terk etmesi dikkat çekiciydi. Ken Loach’un sabırsızlıkla beklenen ‘45 Ruhu genelde beklentileri karşılayamazken festivalin hoş sürprizlerinden biri de Polonya filmi ‘Hayallerin Ötesinde’de yaşandı. Pek fazla örneğini göremediğimiz Paraguay sinemasından ‘7 Kasa’ da genelde beğeni toplarken Altın Ayı ödüllü ‘Çocuk Pozu’ festivalin en beğenilen işleri arasında yer aldı. Yeni Bir Bakış bölümünün en popüler işleri ise şüphesiz ‘Uyum Dersleri’ ve ‘Lucia’dan Sonra’ oldu.

 

Festivalin sevgilisi Rodriguez

 

Ancak festivalde herkesin sevgilisi olmayı başaran bir isim varsa elbette Rodriguez’di. Bu yıl ‘en iyi belgesel’ Oscar’ı alan ‘Bir Şarkının Peşinde’ izleyen herkesi mestederken Rodriguez de bir anda festivalin gayriresmi sesi haline geldi. Herkes Rodriguez dinlerken Beyoğlu’ndaki müzik marketler de bu trendi yakalamakta gecikmedi ve ‘Sugar Man’ kısa sürede İstiklal Caddesi’nde de sık sık duyulmaya başlandı. Festivalin en yaratıcı işleri ise yine ‘Mayınlı Bölge’deydi. ‘Beşinci Mevsim’ insanları bölmesine karşın genel anlamda olumlu tepkiler aldı. Bunun yanında Ulrich Seidl’ın çok beklenen ‘Cennet Üçlemesi’nin gösterimleri de oldukça renkliydi. Dikkat çekici olan şey ise üçlemenin her yeni filmiyle salondaki seyirci sayısının biraz azalmasıydı. Ancak toplu beğeni bir yana bu yılın en iyi çalışmalarından birini izlediğimizi de not etmek isterim.

 

Peter Weir ve Carlos Reygadas hayran bıraktı

 

Sinefillerin pek çok sinemacıyla tanışma imkanı bulduğu festivalin ikinci haftasında tüm gözler elbette jüri başkanı Peter Weir’daydı. Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleştirdiği sinema dersinde de kendisine olan hayranlığını dillendiren seyircinin karşısında sempatik tavırlarıyla eğlenceli anektodlar aktaran Weir, aynı zamanda kapanış töreninde Emek Sineması’yla ilgili gösterilen gayreti de ne kadar takdir ettiğini belirtti. Festivalin ikinci haftasının bir diğer özel konuğu olan Carlos Reygadas’ın IKSV Salon’da gerçekleşen söyleşisi ise festivalin en verimli geçen etkinliklerinden birisiydi. Tüm samimiyetiyle film yapma sürecindeki her ayrıntıyı ve etkilendiği sinemacılar konusundaki görüşlerini dillendiren Reygadas’ın söyleşisi özellikle sinema öğrencilerini ihya edici nitelikteydi. Sabırsızlıkla beklenen ‘Karanlıktan Aydınlığa’nın gösterimine de katılan yönetmen orada biraz daha basit ve anlamsız sorulara maruz kaldı ancak samimi havasından ödün vermedi.

 

Bir festivali daha geride bıraktık... sadece geçtiğimiz seneden arta kalan filmlerle yetinmeyip bu senenin taze çıkmış işlerinden de zengin bir mönüyle karşılaştığımız programdan hayatımızı etkileyecek bir başyapıt çıkmadı ancak özellikle geçtiğimiz senelerle karşılaştırınca izlediğimiz sağlam filmlerin oranı oldukça yüksekti. Film gösterimlerinin yanında; düzenlenen söyleşi, panel, sunum, parti, özel gala gibi etkinliklerle de sinemaseverlerin oradan oraya koşmasına sebep olan Festival’de aynı zamanda uluslararası arenadan pek çok isimle buluşan genç sinemacılar da önümüzdeki yılın projelerini tanıtma fırsatı buldu. Bu anlamda yerli sinemamıza önemli bir destek veren ‘Köprüdeki Buluşmalar’da değerlendirilen projeleri de merakla bekliyoruz.

 

Twitter: @cambelboy

YORUM YAZ
YORUMLAR
henüz hiç yorum yapılmamış