Ustam Ölmüş: Theodoros Angelopoulos

Ustam Ölmüş: Theodoros Angelopoulos

  • PORTRE

 

"neden çürüyüp gider insan sessizce...
acıyla ihtiras arasında parçalanarak?
ben neden hayatımı sürgündeymiş gibi geçirdim?.. 
söyle bana, anne... insan neden bilmez nasıl seveceğini?"

 

"Puslu Manzaralar", "Leyleğin Geciken Adımı", "Ulis'in Bakışı", "Sonsuzluk ve Bir Gün", "Ağlayan Çayır" ve "Zamanın Tozu" ve diğer filmleri.. Her bir filmi için sayfalarca yazılsa, yine az olan bu usta, sonsuzluktaki o bir gün'e kavuştu artık. Hırçın bir denizin kalbinde taşıdığı tahta bir iskelede, onu selamlayan dostlarıyla buluştu diğer yakada. Baskıcı devlet otoritesine her zaman karşı olan büyük yönetmen nasıl bir trajedidir ki motorsikletli bir polisin kendisine çarpması sonucu ağır yaralanarak hayatını kaybetti.  Bizim kayıp hayatlarımıza ağıt niteliğinde çektiği  filmleri, puslu bir manzaranın ardında bırakıp sessizce gitti.

 

 

Çoğumuz  zaman zaman kendi hayatımızın beceriksizine dönüşürüz. Oluş hallerini, anları, acıyı ve ölümü sorgular ama işin içinden çıkamayız.. Kendi çaresizliğimizde debelenir dururken bir usta ararız yanımıza. Ustanın gösterdiği yol elbet zor, gidilmesi meşakkatli ve sorgulamalarla dolu olur. Bazen de böyle bir yolun farkında bile olmadan yaşarken, birileri çıkar karşımıza. Yarattıkları müzikle, yazdıkları bir sözle, çektikleri bir film sahnesiyle bizi altüst ederler. Birden bire durur, koşar hızla geçiştirdiğimiz yaşamımıza dönüp bakarız. . Bir duvar ressamı gibi çalışır içimizde bir sanat yapıtı. Ama hayatımız içine yıldırım düşen bir eve dönüşmüştür artık. Yavaşlarız, tıpkı bir şeyin tadına varmaya çalıştığımızda yaptığımız gibi. Anladıkça yaşamın gerçek tadı gelir damağımıza: Hayatı, ölüm karşısında yaşadığımız korkuyu, aşkı ve kendi toprağında sürgün olmayı..  

 


Mesela bir çocuk ve yaşlı bir adam ölüm hakkında ne anlatabilir birbirine? Selim çocuk kalbiyle karşısındaki hasta ve yaşlı adama seslenir: - korkuyorum.. Cevap gecikmez ölüme çok yaklaşmış,  zihni sorularla dolu yaşlı adamdan: Ben de korkuyorum! Bir arabanın içinde trafik lambalarının değişen ışıkları eşliğinde saatlerce oturan bir adamla birlikte biz de yüzleşiriz kendi melankolimizle. Biz de korkuyoruz değil mi? Geride bırakacaklarımızdan, en çok yaşamak istediğimiz, ertelediğimiz şeylerin içimizdeki buruk ve yakıcı tadından..  Onun çektiği kareler Alice'in tavşanı gibi delirmiş bir hızla koşan çağ insanıyla alay eden dizeler gibi..  Quo vadis.. Sahi böyle koşa koşa nereye?

 

 

Korkmanın,  naif bir kalple bu zor çağda yaşamanın en insancıl hali; onun çektiği unutulmaz sahnelerle kazındı belleklere. Bense ona komşu kıtadan, hep çok yakın bir dostum gibi seslendim içimden. Theo..  Onun gözleriyle Ulis'e bir Bakış attığımda "Kurduğumuz tüm hayallere rağmen değişmeyen dünyanın şerefine.." kadeh kaldırmayı öğrendim.  Ardından Puslu Manzaralar'la geldi: "Her zaman böyledir, ilk kez hep böyle olur, kalp çok hızlı atar ve insan titremeye başlar. her zaman böyle olur... insan ölmek ister." İlk aşkın en sert haliyle, o çocuklarla beraber düştüğüm yolda ben hala pus içinde yolumu bulmaya çalışıyorken diğer filmleriyle acıyı, insan olmayı ve tüm bu trajediyi muhteşem bir şiirsellikle verişini hayranlıkla izledim. Bir çoğumuz da festivallerden ve Taksim'de yağmurlu bir günde çalan Eleni Karaindrou cd'lerinden öğrendi onu. Karaindrou'nun müziği de tıpkı onun gibi yüreğe çentik atan cinstendi.  O filmleri ve yapıtlarındaki unutulmaz film müzikleriyle, kamera kullanarak nasıl unutulmaz şiirler yazılacağını gösterdi herkese.

 

İnsanlığın trajedisindeki cevapsız sorulara felsefi yanıtlar verdiği filmlerinin çoğunda yola düşen karakterlerle birlikte kaçımız derin bir içsel yolculuğa çıkmadık? Sonsuzluk ve Bir gün'de Alexander'ın annesiyle yaptığı konuşma kaçımızın kalbindeki sancının bir yansıması değildi? "Neden anne, hiçbir şey umduğumuz gibi gitmedi?.. Neden mutlu olduğum anlarda evde duyduğum tek ayak sesi kendiminkiydi? Neden sevmeyi bilemedik?"  

 

 



 


 

YORUM YAZ
YORUMLAR
  • toplam: 2 yorum
Irinaaa
3 Irinaaa

Son filminde bile haytatın kendisini yansıtan ,doğu avrupa yönetmenlerinden biri tüm sinemaseverler için büyük bir kayıp...

'İnsanın iktidara karşı savaşımı ,belleğin unutuşa karşı savaşımıdır'

Danqarous
1 Danqarous

Eline sağlık.Muhteşem bir yazı olmuş...

  • toplam: 2 yorum